Aslı Togay × Zeynep Serdengeçti
[Aslı Togay ve Zeynep Serdengeçti]
Bazen bir işbirliği, özel bir taç arayışıyla başlıyor; gece yarısı bir sokak lambasının altında, ceketin üzerinde çiçeğin yerini ararken derinleşiyor. Kumaş çiçek ustası Aslı Togay ile moda tasarımcısı Zeynep Serdengeçti’nin ortak üretimi, böyle küçük ama belirleyici anlarla gelişmiş. İkiliyle ustalığın tasarıma katkısını, sadeliğin zorluğunu, emeğe sahip çıkmayı ve birbirlerini yeni fikirlere nasıl açtıklarını konuştuk.
CC: Önce sizi tanıyalım. Kendi alanlarınıza nasıl yöneldiniz?
Aslı: Kumaş çiçek üzerine uzmanlaştım. On altı yaşımdan beri aktif olarak çiçek çalışıyorum; otuz yılı geçti. Yıllar içinde Nedret Taciroğlu, Dilek Hanif, Özgür Masur ve Nihan Peker gibi birçok tasarımcıyla çalıştım.
Edebiyata da meraklıyım. Yayımlanmış on iki kısa öyküm var ama bunu pek kimse bilmez. Sanatla ilgilenmek, zanaat olarak görülen çiçek işini tasarıma doğru geliştirmeme yardımcı oldu.
Zeynep: İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra moda tasarımı eğitimi aldım. Çok beklemeden kendi işime başlamak istedim ve 2017’de Zeynep Serdengeçti İstanbul markasını kurdum.
Pamuklu gömleklere, özellikle beyaz gömleğe hayranlığım vardı. İlk koleksiyonlarımı bu odağın etrafında, kapsül koleksiyonlar olarak hazırladım. Sonrasında Aslı Hanım’la tanışmamız ve farklı markalarla çalışmalarım işimi başka yönlere taşıdı.
Kendi gelinliğimi tasarladıktan sonra gelinlik alanına da yöneldim. Orada daha farklı, daha avangart ne yapabileceğimi düşünmeye başladım. Şimdi gömleklerin yanında kendi tarzımda abiye ve gelinlik tasarımlarıyla devam ediyorum.
CC: Nasıl tanıştınız? Birlikte üretmeye nasıl karar verdiniz?
Aslı: Zeynep’in özel bir taca ihtiyacı olmuş. Araştırınca ona beni önermişler. Zaten hep zor şeylerin peşine düşer.
Zeynep: Ve bulamam!
Aslı: Geldi, tanıştık. Ben önce işin zorluklarını anlatırım. Hemen pazarlamaya çalışmam. Nelerin mümkün olduğunu, nelerin olamayacağını ve beklentinin nasıl kurulması gerektiğini açıklarım. Çünkü zor bir iş yapıyorum.
Zeynep de sabırlı ve zor şeyleri seven biriymiş. Bu yaklaşımımdan hoşlandı. Karşımdakinden o enerjiyi alınca ben de üzerine bir şey koymak istiyorum. Çiçeği yaparken ek fikirler geliştirdim; farklı şekillerde nasıl kullanılabileceğini gösterdim. Böyle tanıştık. Sonra herhâlde aklında kaldım.
Zeynep: Kesinlikle. Aslı Hanım’ın atölyesine girdiğinizde inanılmaz çiçeklerle karşılaşıyorsunuz. Bazı ürünler zaten kendini anlatır; bir şey söylemeye gerek kalmaz. Ben o çiçekleri görünce daha çok tasarlamak istedim.
Ama kapsamlı biçimde birlikte çalışmamız birkaç yıl sonra oldu. O sırada daha çok gömlek yapıyordum. Aslı Hanım çok ayrıntılı çalışıyor. Yaptığı işin gerektirdiği zamanı ve emeği anlamak gerekiyor.
Aslı: “Bu da böyle oluversin” yaklaşımıyla anlaşamıyorum. Nasıl yapılması gerekiyorsa öyle yapılmalı. Yıllarımı verdiğim, sabır isteyen bir iş. Karşımdakinin de buna saygı duyduğunu hissedersem neler yapabileceğimi bazen kendim bile tahmin edemiyorum.


CC: İlk çalışmalarınızda birbirinizi tanıma süreci nasıl geçti?
Zeynep: Başlangıçta çiçek yapımını çok bilmiyordum. Kafamda gösterişli, bitkiyi andıran bazı fikirler vardı. Tasarımcı olarak hayal etmeyi ve sınırları zorlamayı seviyorum. Ama bir çekim için çok kısa sürede gerçekleştirmek istediğim şeyler de oluyordu.
Aslı Hanım deneyimi sayesinde neyin neden olmayacağını baştan görebiliyordu. Aramızda tatlı atışmalar yaşandı. Zamanla birbirimizin karakterini ve çalışma biçimini çok iyi anladık.
Aslı: Bir defasında istediği şeyi yaptım ama neden düşündüğü gibi çalışmayacağını görmesini istedim. “Bak, bunu yaptım ama bir daha böyle gelme” dedim. Başka biri bu cümleye alınabilirdi. Zeynep güldü, “Tamam Aslı Hanım” dedi.
Zeynep: Ben de karşımdakini biraz zorlamayı, tatlı tatlı sinir etmeyi severim. Oradan da bir şey çıkarıyorum. Biz hep böyle atışırız.
CC: Bir tasarımın başlangıcından bitişine kadar nasıl çalışıyorsunuz?
Zeynep: Bir koleksiyon hazırlarken aklımdaki ceketi ve üzerinde düşündüğüm çiçeği Aslı Hanım’a gösteriyorum.
Aslı: Ben de önce “Olmaz” diyorum!
Zeynep: Ben de “Neden olmasın, nasıl oldurabiliriz?” diye soruyorum. Meraklı ve soru soran bir tasarımcıyım. “Siz ne katabilirsiniz, ne yapabiliriz?” dediğimde Aslı Hanım benim fikrimi kendi bilgisi ve yaklaşımıyla birleştiriyor.
Birlikte araştırıyoruz. Bazen altmışlardan bir şey beğeniyoruz, o dönemin filmlerine kadar uzanan konuşmalar yapıyoruz. Bir çiçeğin nasıl takıldığını, bir kıyafetle nasıl ilişki kurduğunu inceliyoruz.
Gece on ikide başlayan konuşmalarımız sabah dörde kadar sürebiliyor. Arada benim çocuklar uyanıyor, Aslı Hanım kedisine mama veriyor. Bütün bunların arasında çiçeği bir şekilde çözüyoruz. Sonra numuneler başlıyor.
Ama mesele yalnızca çiçeği tasarlamak değil. Nerede ve nasıl kullanılacağı da çok önemli. Yıllar içinde bunu öğrendim. Bir milim aşağı kaydırmak bile fark yaratabiliyor. Yerine de birlikte karar veriyoruz.
CC: Bir çiçeğin yerini gece sokak lambasının altında belirlediğiniz bir hikâyeniz var…
Aslı: Bir çiçek yapmıştım. Zeynep “Bu hiç ben değil” dedi. Baktım, haklı. Güzel olmuştu ama onun karakterine ve daha sade, köşeli şeylere yakın yaklaşımına uymuyordu.
Aklımda ona uygun başka bir çiçek vardı. Onu yaptım. Ama biçim değişince, önceki çiçek için düşündüğümüz yer artık çalışmıyordu. “Ceketi getir, birlikte görmemiz lazım” dedim.
Evlerimiz yakın. Zeynep gece geldi; herkes yatmıştı. Sokakta bir lamba vardı. Görebilmek için arabayı onun altına çektik, ceketi de arabanın üzerine serdik. Mahalledekiler ne yaptığımıza bakıyordu.
Çiçeği bir oraya, bir buraya koyduk. Sonunda “Tamam, şimdi oldu” dedik. Başta başka türlü tasarlamıştık ama çiçek başka bir yere gitmek istiyordu.
Ben yalnızca çiçeği yapan kişi olabilirim ama onu yanlış yerde gördüğümde huzursuz oluyorum. İçime sinmesi gerekiyor.
Zeynep: Aslı Hanım’ın en sevdiğim tarafı bu: Çiçeği teslim edince işi bitmiyor. Bende de tasarımı teslim edince bitmez. Nasıl giyileceğini, nasıl kullanılacağını söylemek isterim.
Onun bilgisine güveniyorum. Birbirimizin fikrini dinleyebiliyoruz. Aramızda bu güvenin olması çok önemli.
CC: Birlikte geliştirdiğiniz bir çiçeği tescil de ettirmişsiniz. O süreç nasıl gelişti?
Aslı: Önceden hazırladığım bir prototip vardı. Yaptığımda çok heyecanlanmış, hangi tasarımcının onu keşfedeceğini merak etmiştim. Bir süre atölyenin bir köşesinde durdu.
Zeynep ne istediğini anlatınca “Tam sana göre bir şey var” dedim. Sonra o prototip üzerinden birlikte çalıştık ve tasarımı tescil ettirdik.
Zeynep: Üzerinde çok uğraştığımız bir çiçekti. Aslı Hanım’ın daha önce geliştirdiği bir fikrin benim tasarımlarımda yer bulması güzel oldu.
CC: Tescil ettirme kararınızın arkasında ne vardı?
Aslı: Emeğimizi korumak istedik. Bir tasarımı geliştirmek için saatlerce düşünüyor ve çalışıyorsunuz. Sonra taklidini görmek çok rahatsız edici.
Üstelik yalnızca biçim alınıyor; aynı işçilik ve özen olmadan üretilince tasarımın kendisi de zarar görüyor. Biz gecenin dördüne kadar bunun üzerine kafa yoruyoruz. Tescil ettirmek, o emeğe sahip çıkma isteğimizle ilgiliydi.
CC: Aranızda çalışma koşullarını belirleyen yazılı bir sözleşme var mı?
Aslı: Yazılı bir sözleşmemiz yok. Birbirimize verdiğimiz sözler var. Niyet ve sözünü tutmak bizim ilişkimizde önemli. Birbirimize güveniyoruz.
Zeynep: Bu güven yalnızca bir his değil; birlikte yaşadığımız deneyimlerle oluştu. Aslı Hanım benim için bir şey tasarladığında başka bir müşteri onu sorarsa bana danışıyor veya müşteriyi bana yönlendiriyor.
Yıllar içinde birbirimizin işine nasıl yaklaştığını gördük. İkimiz de taklit konusunda hoşumuza gitmeyen deneyimler yaşadığımız için birbirimizin emeğine özellikle sahip çıkıyoruz.
CC: Çalışırken vazgeçmediğiniz prensipler neler?
Zeynep: Önce araştırma. Kumaş, duruş, anlatmak istediğimiz şey ve tasarımın hikâyesi üzerine düşünüyoruz. Sonra da titizlik geliyor. Dikişin temiz olması, kıyafetin doğru durması bizim için çok önemli.
Aslı: Müşteri fark etmese bile biz fark ediyoruz. Zeynep bir çiçeği beğenip “Güzel oldu” diyebilir ama benim gördüğüm bir sorun varsa yeniden çalışırım. Kullanırken rahatsızlık verecek bir ayrıntıyı görmezden gelemem.
Zeynep: Biraz da bu yüzden doğal biçimde bir araya geldik. Aynı ayrıntının üzerinde saatlerce konuşabiliyoruz.
CC: Sadeliği bu kadar önemsemeniz üretimi nasıl etkiliyor?
Aslı: Ben bunu “Üç malzemeyle çok güzel bir pasta yapmak” diye anlatıyorum. Bu da ustalık gerektiriyor. Kumaşı iyi seçeceksiniz, dikişiniz çok iyi olacak. Sade bir kıyafette bütün hatalar görünür.
Bir gün bir müşteri dikiş hatasını kapatmak için çiçek almak istediğini söyledi. Ben de çiçeği bunun için kullanmak istemediğimi, önce dikişin düzeltilmesi gerektiğini söyledim. Çiçek, bir hatayı gizlemek için orada olmamalı.
Zeynep: Benim de aradığım bu. Sade, şık ama karakteri olan parçalar yapmak istiyorum. Farklılık mutlaka çok radikal bir biçim almak zorunda değil. Küçük bir ayrıntı da yeterli olabilir.
CC: Birbirinizin çalışmalarında size en çok ilham veren şey ne?
Zeynep: Aslı Hanım’ın entelektüel birikiminden çok etkileniyorum. Bir tasarım üzerine konuşurken öyle farklı örnekler veriyor ki bakış açım açılıyor. Bir romandan veya bir diziden aldığı düşünceyi çalışmamızla ilişkilendirebiliyor.
Bu birikim çiçeklerine de yansıyor. Ortaya çıkan şeyin arkasında çok fazla düşünce var.
Aslı: Edebiyat zihnimin arka planında hep var. Bir romanda okuduğum sahne, tek bir ayrıntının bütün görüntüyü nasıl değiştirebileceğini düşündürüyor. Sonra Zeynep’le çalışırken aynı soruyu tasarıma taşıyorum: Burada nasıl farklı bir etki yaratabiliriz?
Ama karşımdaki kişinin ne istediğini de dinliyorum. Kendi görüşümü söylerim; sonunda kullanacak kişinin mutlu olması önemli. Yalnızca benim istediğim olsun diye çalışmıyorum.
Zeynep: Kendimiz için istediğimiz özeni müşterimiz için de istiyoruz. Tasarımın bitmiş hâlini hayal edebildiğimiz için bazı ayrıntılarda ısrar ediyoruz. Aslı Hanım’ın yaklaşımı da buradan geliyor.


CC: Kumaş çiçeğin emeğini ve değerini anlatmak zor mu?
Zeynep: Bence Aslı Hanım’ın işinin en zor taraflarından biri bu. Özellikle bizim kuşakta kumaş çiçeğin nasıl üretildiği ve nasıl kullanıldığı çok bilinen bir şey değil.
Geçmişteki moda örneklerine baktığımda çok etkileniyorum. Marakeş’te Yves Saint Laurent Müzesi’ni gezerken çiçeklerin kullanımını uzun uzun incelemiştim. Bir kıyafetin içinde ne kadar güçlü bir yerleri olabileceğini görüyorsunuz.
Aslı: Bu iş sabır istiyor. Hazır bir çiçeği alıp takmakla, kıyafet ve kişi için düşünülmüş bir çiçek aynı şey değil. Benim için yalnızca güzel görünmesi de yetmiyor. Doğru yerde mi, doğru biçimde mi kullanılıyor; bunlara da bakıyorum.
CC: Aslı Hanım, farklı kuşaklardan tasarımcılarla çalıştınız. Meslek hayatınızda sizi etkileyen bir karşılaşmayı paylaşır mısınız?
Aslı: Yıldırım Mayruk’la çalışmadık ama onunla karşılaşmamı çok önemsiyorum. Bir gün randevusuz gittim. Yanımda çiçeklerim vardı; görüşünü merak ediyordum. Kendisine çiçekleri göstermelerini rica ettim.
Çok kısa süre sonra elinde çiçeklerle çıktı. Heyecandan kolumdaki hırkam düştü. Eğilip aldı, tekrar koluma koydu. Çok nazik bir insandı. Çiçekleri yapmayı kimden öğrendiğimi sordu.
Eğitim almıştım ama kendi denemelerimle farklı bir yaklaşım geliştirmiştim. Okulda daha sert, belirli kurallarla biçimlendirilmiş çiçekler çalışılırdı. Ben daha yumuşak çiçekler yapmak istiyordum. O yüzden kendi bildiğim yoldan gittiğim, derslerde zorlandığım da olmuştu.
Yıldırım Bey çiçekleri çok beğendiğini ama yıllardır birlikte çalıştığı bir çiçek ustası olduğunu söyledi. Onun emeğini ve işini gözetti. Bu tavrına çok saygı duydum.
Yıllar içinde hem o kuşağın çalışma kültürünü hem genç tasarımcıların yaklaşımını gördüm. İkisine de uyum sağlamış bir zanaatkârım.
CC: Zeynep, farklı markalar ve satış noktalarıyla çalışmak senin tasarım yaklaşımına ne kattı?
Zeynep: Farklı müşteri kitlelerini tanımamı sağladı. Bir yerde daha genç, günlük ama şık parçalar isteyen bir kitle var; başka bir yerde beklentiler değişiyor. Buna göre tasarlarken kimin ne istediğini daha iyi anlıyorsunuz.
Kendi çizgimden çıkmadan farklı yaş grupları ve ihtiyaçlar için düşünmek beni besliyor. Algım ve tasarımlarım zamanla gelişiyor.
CC: Birbirinizden öğrendiğiniz şeyler de var mı?
Aslı: Zeynep beni çok besliyor. Teknolojiye hâkim ve yeniliklere açık. Ben çok geleneksel bir iş yapıyorum; onun yaklaşımı bana başka alanlar açıyor.
Zeynep: Teknolojiyi kurcalamayı seviyorum. Aslı Hanım da kendi tecrübelerini bana aktarıyor. Sektörde benden önce karşılaştığı durumlar var; beni uyardığı noktalar çok değerli.
İlişkimiz yalnızca iş arkadaşlığı olarak kalmadı. Arkadaşlığımız da gelişti. Deneyimlerimiz farklı ama benzer zorlukları tanıyoruz. Bu da birbirimizi anlamamızı kolaylaştırıyor.
CC: Bu işbirliği kendi markalarınıza nasıl yansıdı?
Zeynep: Çiçeklere ilgim küçük yaşlardan beri var. Aslı Hanım, uzun zamandır hayalini kurduğum tasarımları gerçekleştirmemi sağladı. Artık daha heyecanla çiziyorum; kafamdakini ortaya koyabilmek için daha fazla imkânım olduğunu biliyorum.
Aslı: Usta kolay yetişmiyor. Yıllarca çalışmanın getirdiği bir bilgi var. Zeynep bunun kıymetini biliyor. Ben de onun tasarımının ve yaklaşımının kıymetini bilmeye çalışıyorum.
İlişkimizde sevgi, saygı ve takdir var. Onun daha da başarılı olmasını istiyorum.
Zeynep: Birbirimizle gurur duyuyoruz. Kadınların ne kadar zor koşullarda çalışabildiğini bildiğimiz için birbirimizi takdir etmeyi önemsiyoruz. Bunu söylemekten çekinmiyoruz.
Aslı: İnsan bazen olumlu enerjiyi çok uzaklarda arıyor. Önce yanındaki insana verebilirsin.
CC: Birlikte çalışmanız ürünün ötesine de uzanıyor mu?
Zeynep: Evet, videolarla uğraşmayı da seviyorum. Bir ekibimiz var ama kendi çektiğim ve düzenlediğim videolar da oluyor.
Aslı: Bir paylaşım hazırlarken bile birlikte düşünüyoruz. Ben bir müzik öneriyorum, Zeynep “O buna olmaz, daha hızlı bir şey lazım” diyor. Şarkının sözü, görüntüdeki hareket ve müzik birbirine uysun istiyoruz. Bazen “Biz sanat filmi mi çekiyoruz?” diyorum.
Zeynep: Bunların hepsi yine çocuk ve kedi seslerinin arasında oluyor. O kısmı unutmayalım. Sanırım o hareketliliği de seviyoruz.
CC: Fikir ayrılıklarınız olduğunda birbirinizi nasıl ikna ediyorsunuz?
Aslı: Bazen bir ayrıntıya takılıp söyleniyorum. Zeynep “Tamam Aslı Hanım, çok güzel olacak” diyerek beni yumuşatıyor. Mizahı kullanıyor; beklemediğim bir şey söylüyor ve gülüyoruz.
Zeynep: Ama her şeyi de açıkça konuşuyoruz. Sinirlendiğimizde söylüyoruz. Birbirimize yalnızca kibar olmak için teşekkür etmiyoruz; gerçekten ne hissettiğimizi paylaşabiliyoruz.
Aslı: Bir şey beni üzdüyse söylüyorum. Bilmeden birbirimizi üzmüşsek özür diliyoruz. Dürüstlük ve şeffaflık olmadan bu ilişki yürümez.
Zeynep: İşbirliği yapmak kolay değil. O yüzden tasarım sürecinde de ilişkide de açık olmak gerekiyor.
CC: Birlikte yaptığınız işlere yenilik katmak sizin için ne anlama geliyor?
Zeynep: Bazen klasik bir ceketi alıp ona nasıl yeni bir yorum getirebileceğinizi düşünmekle başlıyor. Neye ihtiyaç olduğunu, neyi bulamadığınızı görmek önemli.
Pamuklu gömlekle ilişkim de böyle. Onu sürdürmek, küçük tasarım ayrıntılarıyla geliştirmek istiyorum. Çiçeklerde de aynı arayış var. Ellilere, altmışlara bakıyor; sevdiğim detayları bugünün kıyafetleriyle yeniden düşünüyorum.
Aslı: El yapımı kumaş çiçek zaten geçmişi olan bir iş. Bir dönem çok daha fazla insan yakasında çiçek taşırdı. Zeynep’in yaptığı, bu geleneği bugünün ceketiyle buluşturmak. Yenilik bazen unutulmaya yüz tutmuş bir işi yeniden kullanmakta.
Zeynep: Yurt dışındaki tasarımcıları da takip ediyoruz. Ama bir örneğe bakınca “Biz de aynısını yapalım” demiyoruz. Nasıl farklılaştırabiliriz, bize ait bir şey nasıl çıkarabiliriz diye konuşuyoruz.
CC: Bundan sonrası için sizi heyecanlandıran neler var?
Zeynep: Kendi kültürümüzden beslenen fikirlerimiz var. Henüz ayrıntılarını paylaşmak istemiyorum ama bu yönde çalışmak beni çok heyecanlandırıyor. Aslı Hanım bir fikir söylediğinde benim de aklımda başka tasarımlar açılıyor.
Aslı: Çok zengin desenlerimiz ve kültürel kaynaklarımız var. Bunlarla ilişki kurarken kendimiz olmayı önemsiyorum. Başkasına benzeyerek değil, kendi yaklaşımımızla bir şey üretmek istiyoruz.
Zeynep de benim zihnimi açıyor. Bu karşılıklı bir şey; ben ona teşekkür ediyorum, o bana ediyor.
Zeynep: Çok fazla süs veya gösteriş olmadan da çok şey anlatılabilir. Küçük bir ayrıntının içini doldurmak mümkün. Biz biraz bunu göstermeye çalışıyoruz.
Bu yaklaşımı paylaşan kitlenin büyümesini ve adım adım daha fazla insana ulaşmayı istiyoruz. Ben eskiden daha sabırsızdım. Şimdi bir şeylerin zamanla geliştiğini daha iyi biliyorum. O yolu Aslı Hanım’la birlikte yürümek isterim.