border_less ArtBook Days × SALT
[Sezin Romi ve Huo RF]
border_less ARTBOOK DAYS’in sekizinci edisyonu, 15–17 Mayıs 2026’da Salt Galata’da 13 ülkeden 68 katılımcıyı bir araya getirecek. border_less’ın kurucu ortaklarından Huo Rf ve Salt Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi’yle bu işbirliğinin nasıl kurulduğunu, bağımsız bir yapı ile kültür kurumunun birbirini nasıl beslediğini ve sanat yayıncılığının görünmeyen emeğini konuşuyoruz.
Melek Gençer ve Huo Rf tarafından 2018’de çevrimiçi bir içerik platformu olarak kurulan border_less, bir yıl sonra ARTBOOK DAYS’i başlattı. Her edisyonda farklı bir mekâna yerleşen etkinlik; sanatçıları, bağımsız inisiyatifleri, galerileri, müzeleri ve yayıncıları aynı zeminde buluşturuyor. Sekizinci edisyonun ev sahibi Salt olsa da iki taraf bu ilişkiyi mekân sağlamanın ötesinde, programı birlikte kurdukları bir ortaklık olarak tanımlıyor.
Huo Rf ile Sezin Romi’nin yolları da sanatçı kitapları, arşivler ve araştırma süreçleri etrafında yıllar önce kesişmiş. Bu uzun diyaloğun sonucu olan işbirliği, ARTBOOK DAYS’e yeni bir mekânsal ve kamusal katman eklerken Salt Araştırma’yı da farklı yayın pratikleri ve topluluklarla buluşturuyor.
CC: Önce sizi ve çalışmalarınızı kısaca tanıyabilir miyiz?
Sezin: Salt’ın Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi’yim. Bir kütüphaneci ve arşivci olarak çalışmalarımın odağında araştırma, bilgiye erişim ve farklı kaynaklar arasındaki ilişkiler var.
Huo: Sanatçıyım; aynı zamanda Melek Gençer’le birlikte border_less’ın kurucu ortaklarındanım. Sanatçı kitapları, sanat yayıncılığı ve farklı üreticileri bir araya getiren yapılar pratiğimin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
CC: border_less hangi ihtiyaçtan doğdu, ARTBOOK DAYS’e nasıl evrildi?
Huo: border_less’ı 2018’de Melek’le birlikte kurduk. Başlangıçta sanatla ilgili çevrimiçi içerikler yayımladığımız, metin odaklı bir platformdu. İkimizin de sanatçı kitaplarına ve sanat yayınlarına ilgisi vardı. O dönemde yapının nereye gideceğini öngöremiyorduk; ilgi duyduğumuz üretimler ve karşılaştığımız ihtiyaçlar bize yön gösterdi. 2019’da ilk border_less ARTBOOK DAYS’i gerçekleştirdik.
İlk etkinlikten önce koleksiyonerlerden sanatçılara, küratörlerden yayıncılara ve matbaalara kadar alanın farklı taraflarında çalışan 60’tan fazla kişiyle görüştük. Bir yayının üretim sürecine her yönden bakmaya çalıştık. İlk edisyon daha yeraltı ve bağımsız bir karaktere sahipti. Bugün bir kültür kurumunun içinde gerçekleşen uluslararası bir buluşmaya dönüştü. Her edisyonun farklı olması heyecanımızı taze tutuyor.


CC: Sezin, border_less ve ekibiyle ilişkiniz nasıl başladı?
Sezin: İlk edisyondan beri takipçisiyim. Kitap, hem kişisel olarak bir araştırmacı ve arşivci olarak hem de Salt’ın çalışma alanları açısından odağımızda. Salt Araştırma yayın koleksiyonunu kamunun erişimine açıyor; kurum basılı ve dijital yayınlar üretiyor. Robinson Crusoe 389’un da Salt Galata’da yer alması nedeniyle yayıncılıkla sürekli bir temasımız var.
Huo’yla Cengiz Çekil arşivi ve sanatçının vefatının ardından hazırlanan yayın sürecinde tanıştık. Ardından onun sanatsal pratiğini Salt’taki çalışmalarından takip ettim. ARTBOOK DAYS’in edisyonlarına katıldıkça Melek ve Huo’yla aramızdaki diyalog gelişti. Zaman zaman etkinliklerinde konuşmacı olarak da yer aldım. Bugünkü işbirliği bu organik ilişkinin devamı.
CC: Salt önceki yıllarda etkinliğin katılımcılarından biriydi. Bu yılki ortaklık nasıl kuruldu?
Huo: border_less işbirliğine açık bir yapı. İlk edisyonu kiraladığımız bağımsız bir mekânda yaptık; sonraki yıllarda Dirimart, Bilsart, Arter ve Yapı Kredi Kültür Sanat gibi farklı kurumlarda buluştuk. Gittiğimiz her yerde ev sahibi kurumla daha yakın bir ortaklık kurma fikrini gündeme getirdik. Kurumların işleyişi, yoğunluğu ve içeriklerinin bizim programımızla ilişkisi bunu her zaman mümkün kılmayabiliyor.
Salt’la ilk görüşmeden itibaren yalnızca aynı mekânda bulunmayı değil, özellikle kamusal programı birlikte şekillendirmeyi istedik. Salt’ın yapısı buna çok uygundu; ekip de bu ortaklığa açıktı. Bu yıl ve gelecek yıl için birlikte çalışmayı planladık.
Sezin: ARTBOOK DAYS’in Salt’a gelmesini birkaç yıldır konuşuyorduk. Doğru zaman şimdiymiş. Ben de başından beri programı birlikte yapacağımız bir model hayal ettim. Etkinliğin her yıl başka bir mekân ve yapıyla dönüşmesi çok değerli. Salt’ta da ona yeni bir katman ekleneceğini düşünüyorum.
CC: Bağımsız bir yapı ile daha yerleşik bir kültür kurumu arasındaki ilişkiyi nasıl tarif ediyorsunuz?
Sezin: Bunu daha çok imkâna sahip olan kurumun küçük bir yapıyı kapsaması şeklinde görmüyoruz. İki tarafın güçlü yönlerini bir araya getiren karşılıklı bir destek yapısı kuruyoruz. border_less sanatçı kitabını ve bağımsız yayıncılığı önceliklendiriyor; Salt ise araştırmayı odağına alıyor. Bu iki yaklaşım arasında nasıl bir bağ kurabileceğimizle ilgileniyoruz.
Kültür kurumları dışarıdan büyük yapılar gibi görünse de çoğu zaman küçük ve birbirine yakın ekiplerle çalışıyor. border_less ve Salt’ın amacı en başından beri netti. İki taraf da açık iletişim kurup hızla hareket edebildiği için süreç rahat ilerledi.
Huo: border_less’ın küçük ekibinde teknik ve gündelik işleri çoğu zaman imece usulü yürütüyoruz. Her kurumun kendi çalışma prensipleri ve teknik koşulları var. Bununla birlikte kültür sanat alanında çalışan ekipler birbirlerinin karşılaşabileceği zorlukları anlayabiliyor. Farklı bir sesi ve yaklaşımı duyabilmek işbirliğini zorlaştırmaktan çok zenginleştiriyor.
CC: Salt Galata ve Salt Araştırma etkinliğin yapısını nasıl etkileyecek?
Sezin: Katılımcı stantları Salt Galata’nın birinci katında yer alacak; söyleşi programını ise Salt Araştırma’daki Avlu’da gerçekleştireceğiz. Salt Araştırma’yı oluştururken burayı yalnızca kaynaklara erişilen bir yer olarak değil, programların ve ziyaretçilerin ilişki kurduğu bir buluşma alanı olarak düşünmüştük. ARTBOOK DAYS bu yaklaşımın yeni bir örneği olacak.
Huo: Mekânın kapasitesi ve teknik koşulları her edisyonu doğrudan belirliyor. Merkezi ve kolay ulaşılabilir olması, ziyaretçiyi ağırlama deneyimi ve kurum ekibinin sahadaki desteği katılımcılarla izleyicilerin kuracağı ilişkiyi etkiliyor. Bu altyapıya sahip bir yerde olmak bize güven veriyor.
CC: Bu yılki 68 katılımcının oluşturduğu topluluğu bir arada tutmak ne gerektiriyor?
Huo: İletişim bu işin çok büyük bir bölümü. Sekiz yıldır her edisyona katılanlar da var, aramıza ilk kez katılanlar da; bir kez gelip daha sonra dönmeyenler de. Bu nedenle topluluğun dinamiği her yıl değişiyor. Çok farklı enerjileri, ölçekleri ve bakış açılarını yan yana getirmek zor ama bizi besleyen şey tam da bu.
Etkinlik başladığında hazırlık dönemindeki yorgunluğu unutuyoruz. Sanatçıların, öğrencilerin, galerilerin, bağımsız inisiyatiflerin ve kurumların aynı ortamda bulunması bizim için çok önemli. border_less’ın enerjisini bu karşılaşmadan alıyoruz.
CC: Katılımcı seçimini nasıl yapıyorsunuz?
Huo: Bu yıl ilk kez 90’ın üzerinde başvuru aldık. Bir danışma kurulumuz var ve değerlendirmede dikkat ettiğimiz bazı başlıklar bulunuyor. Başvuruların bir kısmı yaklaşımını çok net hissettiriyor. Mekânın sınırları nedeniyle katılımcı sayısını belirli bir düzeyde tutmamız gerekiyor.
Bu yıl ölçütlerimize yeni bir unsur daha ekledik. Önceki edisyonlara katılmış bir kişi aynı yayınlarla yeniden başvuruyorsa, ona yeni işlerle sonraki edisyonu değerlendirmesini öneriyoruz. Böylece hem uzun süreli ilişkileri korumaya hem de yeni üretimlere ve isimlere alan açmaya çalışıyoruz.


CC: Salt işbirliklerini geliştirirken hangi ilkeleri gözetiyor?
Sezin: İşbirliğinin kurumun odağı ve misyonuyla ilişkili olması gerekiyor. Salt araştırmayı merkeze alan, güncel meselelere duyarlı ve disiplinler ötesi yaklaşımları benimseyen bir kültür kurumu. Bir araya geldiğimiz yapıyla bilgi alışverişine imkân vermesi, ekiplerin birbirinden öğrenmesi ve yeni içeriklere alan açması önemli.
İşbirliği kuruma yalnızca görünür bir program kazandırmıyor. Farklı çalışma biçimlerini tanımamızı, başka arka planlardan insanlarla karşılaşmamızı ve kendi yöntemlerimizi yeniden düşünmemizi de sağlıyor. border_less’la ortaklığın değeri de burada.
CC: Araştırma, kütüphane ve arşiv çalışmalarını birbirine nasıl bağlıyorsunuz?
Sezin: Kütüphane araştırmaya kaynak sağlıyor; yaptığımız araştırma da kütüphaneye yeni bir yayın olarak dönebiliyor. Kütüphane, arşiv ve kitap diye ayrı başlıklar kullansak da işin özünde bilgi var. Bir sanatçının arşiviyle o sanatçı üzerine yazılmış kitap fiziksel ve biçimsel olarak farklı yerlerde durabilir; fakat araştırma açısından birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur.
Dijital teknolojiler ve yapay zekâyla birlikte bilgiye duvarların ötesinden erişebildiğimiz bir dönemde biçimlere gereğinden fazla bağlanmamak gerektiğini düşünüyorum. Asıl soru, farklı kaynakların birbirleriyle nasıl konuşturulduğu ve yeni araştırmaları nasıl mümkün kıldığı.
CC: Bir kitabın ortaya çıkışındaki işbirliği neden yeterince görünür değil?
Sezin: Çoğu zaman elimizdeki sonuca bakıyoruz; oysa kitabın arka planındaki süreç de konuşulmalı. Editörden son okumayı yapana, çevirmenden tasarımcıya ve matbaaya kadar birçok bileşen bir araya geliyor. Her birinin bakış açısı ve emeği kitabın biçimini değiştiriyor. Aynı konu üzerine Huo’nun hazırladığı bir kitapla benim hazırladığım kitap birbirinden çok farklı olabilir. Burada tek bir doğru yok; farklı yaklaşımlar iyi sonuçlar üretebilir.
Huo: Kendi pratiğimde ilgilendiğim meselelerle baş başa olmadığımı görmek ve bunu görünür kılmak benim için önemli. Kitap üretimi bu ortaklığı somut bir nesneye dönüştürüyor. Başka bir sanatçının kitabına editör olarak katkıda bulunduğumda biraz eşleştirici gibi çalışıyorum. Tasarımcının, yazarın, sanatçının ve matbaanın nasıl düşündüğünü bilerek doğru kişileri bir araya getirmeye çalışıyorum. Yeterli zaman ve bütçeyle herkese rahat bir çalışma alanı sağlandığında bu farklı zihinlerin birlikteliği çok güçlü sonuçlar doğuruyor.
CC: Fiziksel olarak bir araya gelmek bugün neden hâlâ önemli?
Sezin: Kültür kurumları kamuya hizmet etmek, buluşma, üretme, paylaşma ve ilham alma alanları açmak için var. Kütüphaneler de artık yalnızca raflar arasında kitap okunan yerler değil; kolektif üretim ve karşılaşma mekânları.
Çevrimiçi görüşmeler coğrafi engelleri aşmak açısından değerli ama yan yana çalışmanın yerini tutmuyor. Bir yapının içinde yürürken araştırma yapan biriyle karşılaşıp projesini öğrenebilir, oradan yeni bir işbirliği geliştirebilirsiniz. border_less’ın insanları bir araya getirme gücüyle Salt’ın mevcut kullanıcı ve araştırmacı topluluğu birleştiğinde yeni ilişkiler doğacağını düşünüyorum.
CC: Kamusal programı nasıl kurguladınız?
Huo: Programı gereğinden fazla yoğunlaştırmamayı seçtik. Cumartesi ve pazar günleri ikişer söyleşi yapılacak. Bunların ikisi sanatçı, ikisi kurum odaklı. Hem pratiklerini daha yakından tanımak istediğimiz yeni isimlere alan açmayı hem de izleyicilerin önemli bulduğumuz çalışmaları keşfetmesini amaçladık.
Programdaki kurumlardan biri Salt. Salt’ın yayınlarını önemsiyorum; çünkü bunlar sergiye eşlik eden kataloglar olarak değil, uzun araştırma ve hazırlık süreçlerinin sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Yayının kendi zamanına sahip olması gerektiğini görünür kılıyorlar.
CC: Salt’ın basılı ve dijital yayıncılığa yaklaşımı nasıl?
Sezin: Salt kendisini “kâğıt sonrası” dönemin bir kurumu olarak tanımladı. saltonline.org üzerinden ücretsiz erişilebilen 30’un üzerinde e-yayınımız var. Bununla birlikte basılı yayından vazgeçmiş değiliz. Basılı bir yayın hazırladığımızda onun uzun süreli bir araştırmanın sonucu olmasına ve özgün bir katkı sunmasına dikkat ediyoruz; onu yalnızca bir sergi kataloğu olarak düşünmüyoruz.
Daha önce kapsamlı biçimde ele alınmamış sanatçılara ve projelere öncelik veriyoruz. Bir arşiv birincil kaynakları bir araya getirir; fakat o arşivde yön bulabilmek için ikincil kaynakların rehberliğine de ihtiyaç duyarız. Hazırladığımız monografilerin son sözü söylemesini değil, yeni araştırmaları ve farklı bakışları teşvik etmesini istiyoruz.
CC: Bu işbirliğinin iki yapı için nasıl bir iz bırakmasını umuyorsunuz?
Huo: Her edisyon, bulunduğu mekâna ve orada kurulan ilişkilere göre değişiyor. Salt’la hazırladığımız programın border_less’a yeni bir deneyim kazandırmasını; katılımcılar ve ziyaretçiler için rahat, açık ve merak uyandıran bir karşılaşma alanı oluşturmasını istiyoruz.
Sezin: Salt Araştırma’daki bilgi ve kullanıcı ağıyla ARTBOOK DAYS’in yayıncılık topluluğunun birbirine karışmasını heyecan verici buluyorum. Bu işbirliği bir etkinliğin gerçekleşmesiyle sınırlı kalmayabilir. Yeni araştırmalara, yayınlara ve ileride kurulacak başka ortaklıklara zemin hazırlayabilir.