Podcast

Dinle

Kapka

[Bilge Ertem, Saime Mecikoğlu ve Sibel Şenil Domaniç]

Kapka’nın kurucu ortakları Bilge, Saime ve Sibel, farklı şehirlerden yürüttükleri ortaklıklarını, tasarımda uzlaşmanın önemini ve emayenin etrafında kurdukları dünyayı anlatıyor. Sohbetin merkezinde, birbirini geride bırakmadan birlikte ilerlemek var.

Karaköy’de bir masada başlayan Kapka fikrinin arkasında uzun yıllara dayanan bir dostluk ve aynı dönemde hissedilen bir değişim ihtiyacı bulunuyor. Reklamcılık, pazarlama ve işletme alanlarından gelen üç arkadaş, daha bağımsız ve yaratıcı bir çalışma hayatı kurma arzusunu emaye kap kacaklarla somutlaştırıyor.

Creative Collaborations’ın bu bölümünde Bilge, Saime ve Sibel ile arkadaşlıktan iş ortaklığına geçişi, zaman içinde şekillenen sorumluluklarını ve ortak karar almanın gündelik karşılıklarını konuşuyoruz. İlk koleksiyonun görüntülü görüşmelerle ilerleyen üretiminden fuar seyahatlerinde paylaşılan evlere uzanan hikâyeleri, birlikte hayal kurmak için zaman ayırmanın önemini hatırlatıyor.

CC: Kapka’dan önce neler yapıyordunuz? Farklı deneyimleriniz bu ortaklığa nasıl taşındı?

Bilge: Reklamcılık okuduktan sonra İtalya’da marka iletişimi üzerine yüksek lisans yaptım. Kapka’dan önce çeşitli reklam ajanslarında ve sanat galerilerinde çalıştım. Reklam, sanat ve tasarım projelerinde ortak üretimlerin parçası oldum ve bundan çok keyif aldım. Belki de bu deneyimler, Kapka’ya giden yolda benim için itici bir kuvvetti.

Sibel: İşletme okudum. Önce iki yıl bir denetim firmasında, ardından uluslararası şirketlerin pazarlama departmanlarında çalıştım. Uzmanlığım daha çok medya planlama tarafındaydı. Sonrasında yurt dışına taşındım ve uzun zamandır yakın arkadaşlarım olan Saime ve Bilge ile Kapka’da bir araya geldik. Önceki işlerimden, doğru iletişimi ve güven ortamını kurduğunuzda ortak üretimin ne kadar iyi çalışabildiğini biliyordum.

Saime: Koç Üniversitesi’nde işletme okudum. Mezun olduktan sonra Antalya’ya, aile şirketimizde çalışmaya gittim. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren çok ortaklı bir şirkette, ekibimle insan odaklı hizmet üretiyorduk. O deneyim, ortaklıkta nelerin yapılması ve nelerden kaçınılması gerektiğine dair içgüdülerimi geliştirdi. Bizim için ortaklığımız önemli ama arkadaşlığımız çok daha önemli. Bu önceliğin oluşmasında geçmiş deneyimlerimin de payı var.

CC: Arkadaşlığınız nasıl başladı ve birlikte bir marka kurma fikrine nasıl dönüştü?

Sibel: Saime ile henüz liseye başladığımız yıllarda yazlıkta tanıştık. Bilge ile de 2008’de, yine yazlıkta ortak bir arkadaşımız aracılığıyla tanıştık. Çok uzun zamandır yakın arkadaşız. Birlikte çok keyifli tatiller yaptık ve bir arada olmak için hep çaba harcadık. Beraber yeni yerler keşfetmeyi, maceralar yaşamayı seviyoruz. Bir gün Karaköy’de buluştuğumuz bir masada marka yaratma fikri ortaya çıktı.

Bilge: Hindistan’a, Amsterdam’a gittik; Sibel Dubai’ye taşındığında yanına gittik. Türkiye’deyken de farklı şeyler denemeye çalışıyorduk. Sonra birlikte üretmeye karar verdik. Üçümüz için de bir dönüm noktasıydı. Bir çıkış kapısına, yeni bir başlangıca ihtiyacımız vardı. Aynı zamanlarda benzer bir şey istememiz ve buna cesaret edecek gücü bulmamız çok kıymetliydi.

Daha bağımsız, daha üretken ve daha yaratıcı olmak; yaptığımız işte bunu hissetmek istiyorduk. O masada fikirler havada uçuştu. Ortak üretim yapabileceğimiz malzeme olarak emayeyi düşündük ve Kapka ile nasıl sofralar kurabileceğimizi hayal etmeye başladık. Her hayalimiz gerçekleşmedi elbette. Finansal nedenlerle ya da malzeme izin vermediği için hayata geçiremediğimiz, çuvallayan fikirlerimiz de oldu. Ama birlikte hayal kurmak en büyük motivasyonlarımızdan biri oldu.

Kapka'nın üç kurucu ortağı renkli bir sofrada
Koyu zemin üzerinde mavi-beyaz emaye tabak ve kaseler

CC: Neden emaye? Kapka adı nereden geliyor?

Saime: Sanat ve tasarım alanında çalışma arzumuzu bir araya getirdik. Malzeme olarak da bu topraklarda el emeğiyle üretimi ve işçiliği devam eden emayeyi seçtik. Emayenin nostaljik hikâyesini modern bir dille yeniden anlatma şansı yakaladık. Yeni ürünler, yeni kalıplar ve koleksiyonlarla bu maceraya devam ediyoruz.

İsim ararken de bize ne yapacağımız sorulduğunda “Kap kacak yapacağız” diyorduk. Bu yüzden “kap” ve “kap kaçak” kelimelerinin üzerinde çok durduk. Bir gün “Kapka” dedik; ilk duyduğumuz andan itibaren tınısı çok hoşumuza gitti. Yaptığımız işle kurduğu bağın yanında farklı dillerde de kolay kullanılabilecek bir isim olması, onu hızla benimsememizi sağladı.

CC: İlk koleksiyonun üretim sürecini hatırlıyor musunuz?

Sibel: İlk koleksiyonumuz Biraz Renk. Akdeniz renklerinde, rengârenk, ışıl ışıl bir koleksiyon; hâlâ benim favorim. Üretim için yurt dışından geldim ama yolculuklarda yaşanan aksaklıklar yüzünden Saime ve Bilge atölyeye ulaşamadı. Bir tek ben gidebildim. Kameralarla sürekli bağlantıda kalarak, atölyede boyaların içinde o koleksiyonu hep birlikte çıkardık.

Gördüğümüz anda içimize inanılmaz sindi. Emayeyi seçerek doğru karar verdiğimizi ve ürüne güvenmemiz gerektiğini hissettiren koleksiyon oldu. Hâlâ renklerine baktığımda aynı şeyi düşünüyorum. Biraz Renk bizim göz bebeğimiz.

Bilge: O koleksiyonun evladiyelik olmasını diliyoruz. Heyecanı hiç kaybolmayacakmış gibi geliyor. Sürekli yeni koleksiyonlar çıkarıp sezonlara veya trendlere göre tasarladığımız ürünlerin hızla tüketilmesini istemiyoruz. Emaye nasıl annelerimizden, anneannelerimizden kalan anılarımızda yer alıyorsa koleksiyonlarımızın da öyle olmasını istiyoruz. Bir sonraki kuşakların Biraz Renk’i kullandığını görmek en büyük hayallerimizden biri.

CC: İlk günlerden bugüne iş bölümünüz nasıl şekillendi?

Saime: Başlangıçta depomuz Antalya’daydı, şirketin merkezi ise Bilge’nin eviydi. Başka işlerde çalışmaya da devam ediyorduk. Kapka’nın bize maddi bir getiri sağlaması iki yıl sürdü. 2019’da İstanbul’da ilk depo ve ofisimizi açtık, ilk çalışanımızı işe aldık.

İlk yıllarda tasarım ve üretimden paketlemeye, ürünlerin müşteriye ulaştırılmasına kadar her işi hepimiz yaptık. İş bölümü zamanla eğitimimize ve geçmiş deneyimlerimize göre organik olarak şekillendi. Ben aile şirketinde finans ve muhasebeyle ilgilendiğim için Kapka’da da benzer sorumluluklar üstlendim. Şirketin kuruluşundan ihracata uzanan operasyonel ve finansal süreçlerle ilgileniyorum.

Bilge: İlk yıllar seferberlik içindeydik. Kim müsaitse atölyeye gidiyor, üretimin başında duruyordu. Birimiz paketleme yaparken diğeri hesap kitapla, lojistikle ilgileniyordu. Ürünleri müşteriye ellerimizle teslim ettiğimiz de oldu. İhracat gibi hiçbirimizin tam bilmediği konularda birlikte çalışıp birbirimizi destekliyorduk.

Reklamcılık deneyimim nedeniyle müşteri ilişkileri ve sosyal medya tarafına ağırlık verdim. Fotoğraf çekimlerinin organizasyonunda da daha aktiftim. Zamanla görevlerimiz netleşti ama yaratıcı fikir aşamasında hepimizin içine sinen bir yolda ilerlemeye çalıştık.

Sibel: Şirket kurulduğundan beri yurt dışındaydım. Operasyonel konularda arkadaşlarım kadar aktif olamadım. Denetim geçmişimin de katkısıyla mali konularda biraz üçüncü bir göz, kontrol mekanizması gibi çalıştım. Pazarlama deneyimimle marka bilinirliği ve konumlandırma tarafında rol aldım. Renkler, konseptler ve markanın gitmesini istediğimiz yön üzerine ise birlikte çalışıyoruz.

CC: Hangi kararları ayrı ayrı, hangilerini birlikte alıyorsunuz?

Saime: Birbirimize güveniyor, güçlü yönlerimizi iyi biliyoruz. Bu yüzden herkes kendi sorumluluğundaki işlerin yürümesi için gün içinde hızlı kararlar alıp uygulayabiliyor. Birlikte çalıştıkça ortak bir akıl da oluştu. Tasarım ve Kapka’nın geleceği gibi konularda ise uzlaşmaya dayanan bir karar sürecimiz var. Farklı yerlerde olmak bunu bazen uzatıyor ama daha emin ilerlememizi sağlıyor.

Bilge: Üç kişi olmayı çok seviyorum. İşi öğrendikçe kendi görevlerimizde daha rahat inisiyatif alabiliyoruz. Ama yeni bir koleksiyon yaratırken ya da yurt dışında bir etkinliğe, yarışmaya veya fuara katılmaya karar verirken üçümüzün de ortak kararı önemli. Bu bazen bizi yavaşlatıyor. Yine de herhangi birimizi geride bırakmamak bizim için daha öncelikli. Üçümüzün de içine sinmesine önem veriyoruz.

CC: Fikir ayrılıklarında ortak bir noktaya nasıl varıyorsunuz?

Sibel: Tasarımda üçümüzün de içine sinmeyen hiçbir şeyi yapmıyoruz. Bu bizim kırmızı çizgimiz. Diğer konularda hemfikir olmadığımız pek çok durum oluyor. Ama birbirimizin fikrine saygı duymayı öğrendik. Bazen “Belki benim görmediğim bir şeyi görüyordur” diyerek zaman tanıyor, üzerine düşünüyoruz.

Bu bir pazarlık şeklinde yürümüyor; “Ben bunu yaparsam sen de şunu yap” demiyoruz. Arkadaşım bir fikri tutkuyla savunuyorsa, özellikle uzmanlaştığı bir konuysa, benim göremediğim bir tarafı olabileceğini düşünüyorum. Birbirine güvenen bir ekipte buna alan açmak gerekiyor.

Bilge: Üç kişi olarak ortak paydada buluşmak başta zorlayıcıydı. Zamanla bunu daha rahat yapmaya başladık. Süreci kişisel olarak değil, Kapka üzerinden yürütünce fikir alışverişi de çok daha keyifli hâle geldi. Ortaya atılan bir fikrin birlikte çalıştıkça nereden nereye geldiğini görmek çok zenginleştirici.

Kapka'nın kurucu ortakları emaye ürünlerle dolu standlarında
Lila zemin üzerinde benekli emaye tabaklar ve yemek çubukları

CC: Birlikte üretmenin size en iyi gelen ve sizi en çok zorlayan tarafları neler?

Sibel: En büyük zorluğumuz lojistik. Farklı dönemlerde farklı yerlerde yaşıyoruz; üretim yerleri de yaşadığımız yerlerden başka yerlerde olabiliyor. Her zaman iletişimdeyiz ama yan yana daha hızlı çözebileceğimiz sorunlar mesafeler yüzünden zaman alabiliyor.

Bilge: Benim için birlikte üretmek ciddi bir motivasyon ve disiplin sağlıyor. Kolay dağılabilen biriyim. Arkadaşlarıma karşı sorumluluklarımı yerine getirme isteği, kendi disiplinimi kurmamda etkili oluyor. Sevdiğiniz insanlarla demokratik, barışçıl bir ortamda çalışmak da büyük bir konfor ve güven veriyor.

İniş çıkışlarda birbirimizi dengeliyoruz, krizlerde konuşarak çözüme ulaşabiliyoruz. Birimizin başka bir işi olduğunda diğeri destek oluyor. Böylece kendimize bağımsız zamanlar da yaratabiliyoruz. Bu, hayatı çok daha keyifli kılıyor.

CC: Farklı şehirlerde çalışırken iletişimi nasıl sürdürüyorsunuz?

Saime: Başlangıçta ben Antalya’daydım, Sibel Dubai’deydi, Bilge İstanbul’daydı. Bu yüzden pandemiden çok önce uzaktan çalışmaya ve toplantı yapmaya alışmıştık. Önce Skype, sonra Zoom kullandık. Asana, Trello, Slack gibi uygulamaları da süreçlerimize katmayı denedik ama bazıları bize uymadı.

Sonunda düzenli olarak sabah iş listesi paylaşmaya başladık. Böylece süreçlerden günü gününe haberdar oluyor, bir işte geri kaldığımızda birbirimizi dürtebiliyoruz. Bir konunun hangi aşamada olduğunu görmek için de iyi bir kaynak. WhatsApp başından beri en çok kullandığımız uygulama. Çevrimiçi muhasebe, stok ve satış sistemleri de uzakta olsak bile işleri takip etmemizi kolaylaştırıyor.

CC: Bir araya geldiğinizde korumaya özen gösterdiğiniz ritüeller var mı?

Sibel: Yurt dışındaki fuarlara gittiğimizde aynı evde kalıyoruz. “Otelde daha rahat ederiz” diye bunu değiştirmeyi hiç düşünmedik. Çünkü aynı evdeyken markayla, tasarımla, şirketin gidişatıyla ilgili hayallerimizi ve fikirlerimizi filtresizce konuşabiliyoruz. Günlük iş akışında sohbetler operasyonel konulara dönüşebiliyor; bazı şeyleri konuşamaz hâle gelebiliyorsunuz.

Fuardan sonra eve dönüp birlikte yemek yiyor, zaman geçiriyor ve hayal kuruyoruz. Bu konuşmalar sonrasında bize gerçekten yeni kapılar açıyor. Hiç değişmesini istemediğim bir ritüel.

Bilge: Ekibimiz büyüdükçe onlarla da benzer alanlar yaratmaya çalıştık. Sohbet etmek, birlikte etkinliklere katılmak bize iyi geliyor. Kapka ile birlikte büyüyen, markayı sahiplenen bir ekibin olması güçlü bir güven ve birliktelik duygusu yaratıyor. Hem ekibimizle hem de benzer işler yapan yaratıcı arkadaşlarımızla deneyimlerimizi paylaşırken şeffaf olmaya çalışıyoruz.

Saime: Adil olmak, birlikte çalıştığımız insanların haklarına saygı duymak, bildiklerimizi paylaşmak ve hesap verebilir bir iş yapmak bizim için önemli. İhtiyaç duyduğumuzda birbirimize sorabilmek, destek isteyebilmek de bizi rahatlatıyor. Bunlar Kapka’nın yapıp yapmayacağı şeyleri belirleyen prensiplerimiz.

CC: Kapka dışındaki işlerinizle ortaklığınız arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Bilge: İlk iki yıl farklı serbest işler yapıyordum. Sonrasında da başka projelerde yer aldığım oldu. Farklı üretim alanlarında çalışmak, arkadaşlarımın projelerinde kısa süreli görevler almak beni besliyor; Kapka’ya da katkı sağlıyor. Bazen uzaklaşıp geri gelmek, o özlem duygusu bile iyi geliyor. Birbirimize anlayış gösteriyor, yokluğumuzda sorumluluklarımızı üstleniyoruz.

Saime: Aile şirketimizle de eskisi kadar yoğun olmasa da ilgilenmeye devam ediyorum. Artık birbirimizin işlerine daha hâkimiz. Birimiz olmadığında sürecin aksamamasını sağlayabiliyoruz.

Sibel: Birbirimizin başarısından kendi başarımızmış gibi mutlu oluyoruz. Kim başka bir iş yaparsa yapsın ilk danıştığı, konuştuğu kişiler yine biz oluyoruz. Kapka’nın parçası olmayan bir işte de aramızdaki fikir alışverişi devam ediyor. Arkadaşlarımın yaptığı işleri ben yapmışım gibi sahipleniyorum.

CC: Kapka olarak başka kurum ve markalarla çalışmak üretiminize ne katıyor?

Saime: Farklı markalarla, restoranlarla, otellerle işbirlikleri yapıyoruz. Kişiye özel işler üretmeyi seviyoruz. Bunlar bizi besleyen, yapmaktan keyif aldığımız çalışmalar.

Bilge: Bu işbirlikleri bizim oyun alanımız. Kendi koleksiyonlarımızın dışına çıkarak müşterilerin beklentilerine göre yeni ürünler ve tasarımlar geliştirebiliyoruz. Bir yandan da kendimizden bir şey katıyoruz. Müzelerle çalışmak Kapka’nın başından beri sevdiğimiz bir alan. Emaye çok esnek bir malzeme olmasa da atölyede imkânlarını ne kadar genişletebilirsek talepleri o ölçüde karşılamaya çalışıyoruz. Özel üretimi sevdiğimizi ve buna hazır olduğumuzu müşterilerimizle de paylaşıyoruz.

CC: Bu ortaklığın temelinde sizin için ne var?

Saime: Biz iş ortağıyız; Kapka bir anonim şirket. Bununla birlikte, güvene dayanan ve sonradan iş ortaklığına dönüşen çok kıymetli bir arkadaşlığımız var. Kapka birlikte yarattığımız çocuğumuz gibi. Uzun zamandır birbirimizi tanıdığımız için etik değerlerimizi, sınırlarımızı, güçlü yanlarımızı ve hızımızı biliyoruz. Birbirimizi dengeliyor ve tamamlıyoruz.